DASH DİYETİ VE BESLENME ÜZERİNE ETKİSİ

  • 30.01.2021
  • 0 Yorum
  • Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon
DASH DİYETİ VE BESLENME ÜZERİNE ETKİSİ

Obezite vücut kitle indeksinin 30 kg/m2 ‘den büyük olmasıdır. 40 kg/m2 ve üzeriolması morbidobez, 50 kg/m2 üzeri olması ise süperobez olarak tanımlanır. Vücudaalınan kalorinin vücudun harcadığı kaloriden fazla olması denklemiyle vücutta çeşitlişekillerde ve genel olarak yağ şeklinde depolanan enerjinin aşırı birikmesi ile kişilerdeçeşitli şikayetler ve bir çok kronik hastalığın da getiricisi olarak obezite çağımızın ençok karşılaşılan hastalıklarından biridir.Obezitenin altında yatan bir çok faktör bulunmaktadır psikolojik sorunların yanı sıragenetik yatkınlıklar yeme alışkanlıkları ve bir çok sebep obeziteye neden olduğu içintedavisinde de multidisipliner yaklaşımlar gerekmektedir. Diyetisyenlerinendokrinoloji uzmanlarının, psikiyatristlerin gerektiğinde fizik tedavi ve kardiyolojiuzmanlarının da muayenesi ile hastalığın neden ve sonuçları geniş çapta incelenerekoluşturulacak tedavi yöntemi planlanır. Diyet tedavisi egersiz tedavisi davranışdeğişikliği tedavisi ilaç tedavileri ve obezite cerrahisi tedavi yöntemleri en yaygıntedavilerdir. Obezite cerrahisinde temel olarak iki prensip benimsenmiştir; midehacminin küçültülmesi veya malabsorbsiyon sağlanması.Obezite cerrahisini uygulamak için belli koşullar gerekmektedir. Beden kitle indeksi35 ve üzeri olan bireyler, çeşitli yöntemlerle kilo kaybı sağlayamamışsa uzmandenetiminde diyet egzersiz veya medikal tedavi yöntemleri işe yaramamışsa yinebeden kitle indeksi 30 ve üzeri olup yüksek tansiyon, uyku apnesi ve diyabet gibi eşlikeden yaşam süresini ve kalitesini etkileyen durumlarda obezite cerrahisi yöntemlerikullanılabilir. Çeşitli tetkikler ve uzmanların kişiye özel görüşleri ile hastaya uyguncerrahi yöntem seçilir.Dash diyetinin kan basıncındaki olumlu etkileri göz önüne alınarak vücut ağırlığı vekan basıncı arasındaki ilişkiyi inceleyen bir çalışmada batı toplumlarındakiyetişkinlerin kilo artışının ve kan basıncının pozitif bir denklemde olduğu saptanmıştır.Ve ilerleyen dönemlerde kilo kaybı ile obezite tedavisinin normotansif ve hipertansifkatılımcılarda kan basıncını büyük ölçüde azalttığı gösterilmiştir.Bu araştırmanın sonucunda obezhipertansif hastaların bu denklemde incelenmesi ilevücut ağırlığından kaybedilen 1kg’ lık azalmanın sistolik ve diastolik kanbasınçlarında sırası ile 1.2 ve 1.0 mmHg gibi göz ardı edilemeyecek bir boyuttaazalma olduğu tespit edilmiştir.Yüksek ve normal kan basıncına sahip olan kilolu bireylerde kilo kaybının sağlanmasıve sodyum alımının azaltılması ile özellikle 6 ay gibi kısa vadeli olarak düşünülen birsürede kan basıncının düşmesinin etkisi hipertansiyon insidansında azalmayısağlamıştır. Bütün obez bireyler hipertansif olmasa da tüm yaş grupları için obezitenin yüksek kanbasıncı ile epidemiyolojik bir ilişki bulunmaktadır. Yaşa bağlı olarak vücut ağırlığındaartışların olmadığı popülasyonlarda yaşla beraber artan bir kan basıncıgörülmemektedir.

Obez bireylerde hipertansiyon gelişmesine sebep olan bazı mekanizmalarbulunmaktadır. En çok bilinenler aşırı sodyum alımı ve fiziksel egzersiz eksikliği ileaşırı beslenmektir ama bunların yanı sıra hiperinsülinemi de obeziteninmetaboliksendromuna katkıda bulunmaktadır. Bu sebeple obez bireylerde doğru beslenme vefiziksel egzersizin artırılması ile kilo verilmesi ve insülin seviyelerinde düşüşsağlanması amaçlanır. İnsülin seviyelerindeki bu azalma böbreklerde sodyumemiliminin azalmasını sağlayabilir. Yapılan araştırmalarda ağırlık kaybı ile hastalarınçoğunda kan basınçları azaldığını saptamıştır. Genellikle normal kiloya ulaşmadan önce kanbasıncındaki düşüş fark edilir. Kilo kaybedilmesi ile kan basıncındaki düşüşü en iyiplazma renin aktivitesinin, serum aldesteron seviyesinin, katekolamin seviyesi veserum insülin seviyelerinin de azalması açıklayabilir. Hipertansif hastalardakardiovasküler hastalıkların risklerini sadece kan basıncı değil diğer risk faktörleri deetkiler. Bu sebeple hiperlipoproteinemi ve glikoz intoleransı gibi diğer risk faktörlerinide azaltmayı sağlayan genel bir tedavi uygulanması amaçlanır. Bazı risk faktörleri ise ( glikozintoleransı gibi ) sadece istenen ağırlığa ulaşıldığındanormal düzeye iner bu sebeplerle diğer risk faktörlerinin eşlik ettiği obez-hipertansifbireylerde aşırı vücut ağırlığının normalleştirilmesi herhangi bir rasyonel terapötikstratejinin de ilk ve en önemli adımıdır ve yalnızca hasta için istenen ağırlığaulaşıldığında normalize edilmelidir.

Birçok epidemiyolojik çalışmada hipertansiyon ve obezite arasındaki önemli ilişkigörülmüştür. Farklı obezite ölçümlerinde hipertansiyon prevalansında hem erkek hemde kadın bireylerde giderek artan önemli bir artış gösterilmiştir. Bu artış yaş, cinsiyetve etnik gruptan muhtemel açıdan bağımsız olup obezitenin hipertansiyon gelişimineetkisini önceden belirlediği ve obezite ardından kan basıncında önemli bir artışolacağının öngörülmesi gerektiğini göstermektedir. Normal ya da optimal düzeylerdekan basıncı olan bireylerin arasında bile ilerleyen yıllar içinde obez olanlardahipertansiyon gelişme olasılıkları vardır ve yüksektir. Aynı denklemde tam tersi demeydana gelebilmektedir. Hipertansif bireylerde normotansif bireylere göre obezitegelişme riski daha yüksektir. Başlangıçta oluşan sempatik hiperaktivitenin önceyüksek kan basıncına ve progresifhiperstimülasyona ardından beta-adrenerjikreseptörlerin aşağı regülasyonuna yol açarak kalori dağılımını indükleyen daha düşükbeta-adrenoseptör sebebiyle obezite oluşumuna sebep olacağı öne sürülmektedir.

Kısaca obezite ile artan sempatik tonu, artan sıvı tutulumu ve insülin direnci yolu ilehipertansiyon ile ilişkilendirilmektedir.Yüksek tansiyon açısından viseralobezitesubkutanobeziteden daha önemlidir. Kilo vermenin terapotik yönden kan basıncındaetkisi olan düşüş, ne yazık ki kısa vadede ağırlık kaybı olan obezhipertansif hastalardakilo kaybını sürdürmeyi başaramadıkları için çok etkili olmamaktadır. Bununsonucunda kan basıncında ve vücut ağırlığında yeni artışların olması kaçınılmazdır.Kalıcı ve etkili şekilde antihipertansif etkinliği sağlamak için uzun vadede kiloverimini sürdürmek ve ideal kiloya ulaşılmasını hedeflemek gerekmektedir. Budurumda nitrik oksit üretiminin azalması ve leptin direnci oluşması hipertansiyon içinobezitede önemli belirleyicilerdendir.

Kilo kaybının obez-hipertansif hastaya önerilen en etkili farmakolojik olmayan tedaviyaklaşımı olduğu bilinmektedir fakat ağırlık kaybı programlarının uzun vadeli zararlısonuçları, başlangıçta kaybedilen ağırlığın çoğunun geri kazanılması sebebiylekişilerde hayal kırıklığı ,leptin ve insülin direnci, tekrardan artan kan basıncı gibiönemli sonuçlardır. Son yıllarda başlangıç ağırlığının %5-10 oranında olan kilo kaybısağlayan diyet ve egzersiz yaklaşımları fazla kilolu ve obez hastalar için yeni bir tedavistratejisi olarak ilgi görmüştür bunun sebebi ise daha kademeli ve yavaş bir şekildekalıcı ve ılımlı bir ağırlık kaybını sağlamasıdır. Bu şekilde kilo kaybının uzun vadedeve sürekli olması sağlanır. Hafif kilo kaybının bile kan basıncındaki düşürücü etkisigöz önünde bulundurulursa bu şekilde mütevazı bir kilo kaybı sağlamak ideal kiloyaulaşmadan önce kan basıncı seviyelerini normalleştirebilir. Antihipertansif ilaçlarkullanan bireylerde hafif bir kilo kaybının sağlanması bile bu ilaçların kullanımihtiyacını azaltmakta ve hatta durdurmaktadır. Normal kilodaki kan basıncı yüksekhastalarda hafif bir kilo kaybı hipertansiyonun başlamasını önleyebilir ve sonuç olarakdaha uzun sürede korunabilecek ve mütevazı denilebilecek şekilde ağırlık kaybısağlanması hipertansif hastalarda değerli bir tedavi yöntemi sayılmalıdır.

Birçok çalışmayla obeziteninoksidatif strese duyarlı mekanizmalarla kan basıncınıyükseltebileceği bilinmektedir ve hipertansiyon diyeti, dash kombinasyon diyeti vediyet yaklaşımlarının antioksidan kapasiteyi artırarak kan basıncını azaltabileceği dekanıtlanmıştır. Bu bilgileri destekler nitelikte yapılan bir çalışmada 12 obez hasta ve 12 normotansifzayıf hasta incelenmiştir. normal diyetlerinde ve 4 hafta süreyle rastgele dash ve düşükantioksidan diyetlerle uygulanan araştırma sonucunda kan basıncının dash diyeti alanobezhipertansif hastalarda düşük antioksidan diyet alan hastalara göre daha normalolduğu , serbest yaşayan obezhipertansiflerdedash diyetinin antioksidan kapasiteyiarttırdığı, kan basıncını düşürdüğü ve akut hiperlipideminin sebep olduğu oksidatifstresi azalttığı saptanmıştır.

Yazar Hakkında

Tabipp.com

Tabipp.com harika blog azılarıyla sizleri bilgilendirmeyi ve öğretici içerikleriyle de yeni bakış açıları kazandırmayı hedefler.

Yorumlar (0)

    Bu içerikte ilk yorumu yapan sen ol!

Yorum Yap

Yorum yapmak için "Giriş Yap"ın veya "Kayıt Ol"un.